İTÜ Senatosundan yapılan yazılı açıklamada, "Türkiye Cumhuriyeti Anayasası`nın temel esasları ile çelişen sonuçlar almaya yönelik gayretler karşısında, Üniversitemizin görüş ve endişelerini kamuoyu ile paylaşması görev haline gelmiştir" denildi.
"Dini gerekçelere dayandırılan türbanın, Türkiye`de kadın özgürlüğüne ve Cumhuriyetimizin temel ilkelerine karşı siyasi bir görüşün simgesi haline getirildiği" görüşüne yer verilen açıklamada, Türkiye Cumhuriyeti`nin kadın haklarına önem veren demokratik, laik, sosyal bir hukuk devleti olduğu belirtildi.
Değiştirilemeyecek ve değiştirilmesi teklif dahi edilemeyecek bu niteliklerin, devletin ve bütünlüğün temel taşlarını oluşturduğu dile getirilen açıklamada, şunlar kaydedildi:
"Türkiye Büyük Millet Meclisi`ne üye seçilen milletvekillerimiz, `Laik Cumhuriyete ve Atatürk ilke ve inkılaplarına bağlı kalacağıma büyük Türk Milleti önünde namusum ve şerefim üzerine and içerim` diyerek görevlerine başlamışlardır. Üzerine yemin etmiş oldukları `hukuk devleti` olma ilkesi, toplumu yönetenlerin Anayasaya aykırı tutum ve durumlardan kaçınmalarını, yasa koyucunun dahi bozamayacağı temel hukuk ilkelerinin varlığının bilincinde olmalarını öngörür. Milletvekillerimizin ettikleri yemine ve bu ilkeye sadık kalarak hareket edecekleri kuşkusuzdur."
Yapılmak istenen değişikliklerin, Anayasanın 2. maddesinde benimsenen demokrasi, laiklik ve hukuk devleti ilkelerine ters düştüğü savunulan açıklamada, dinsel inançların devlet işlerine ve politikaya kesinlikle karıştırılmamasının, laiklik ilkesinin temeli olduğu belirtildi.
"Laikliğin zedelenmesi durumunda demokratik toplum düzeninin de bundan olumsuz yönde etkileneceği" kaydedilen açıklamada, şu görüşlere yer verildi:
"Böyle bir uygulama eğitim alanında izlenmesi hedeflenen çağdaş, özgür, akılcı ve bilimsel düşünce önünde ciddi bir engel oluşturacaktır. Türbanın yüksek öğretim kurumlarında serbest bırakılmak istenmesi toplumumuzun her kesiminde bölünmelere yol açacak özellikler taşımaktadır. Bu nedenle aydın, çağdaş ve cumhuriyetçi gençler yetiştirmeyi üstlenmiş bulunan üniversitelerimizin, ülkemizin kendi kuruluş ilkeleri ile çelişen uygulamalara karşı sessiz kalması beklenemez.
Kuruluşu 1773 yılına kadar uzanan ve Türkiye Cumhuriyeti`nin çağdaş bir bilimsel Yüksek Öğretim Kurumu olan İstanbul Teknik Üniversitesi, aklın ve bilimin önderliğinde yol almaktadır, Cumhuriyetimizin bu yöndeki kuruluş felsefesine her koşulda bağlı kalacaktır."