Hayat İstanbul`da yaz rehavetine kapılmış gidiyor. Biraz nefes almış azıcık hızını azaltmış ama hiç durmadan akmaya devam ediyor. İstanbul dünyada ne kadar az kaldığımızı ha gayret hatırlatıyor bize. Ömrümüz Taksim Metro`sunun yürüyen merdivenleri gibi. İlk bakışta hiç bitmeyecekmiş gibi uzun ince... İlk adımı attıktan sonra, upuzun önünde uzanır ve mesafesine nispeten tedirgin edecek kadar yavaş ilerler. On saniye sonra arkanıza dönüp baktığınızda, epey mesafe çıktığınızı fark edersiniz. Ömrümüz de Taksim Metrosu`nun yürüyen merdivenleri gibi. Arkamıza baktığımızda nasıl oldu da bu kadar mesafe gittik derken, bir basamağı daha çoktan geçmiş oluyorsunuz. Önünüzde arkanızda insanlar, sırası gelen geliyor ya da gidiyor. Acelesi telaşı olan, bazen solunuzda koşup uzaklaşıyor. Karşıdan inen insanlar. Gözlerinden size akan paket hikâyeler. Hüzün, sevinç, yorgunluk...
Taksim metrosunun uzun upuzun yürüyen merdivenleri hayatım gibi, İstanbul gibi hızla tükeniyor. Kimselerin ciddiye almadığı, küresel ısınma, kuraklık, deprem İstanbul`un başına belayken, beynimin de yöneticiler gibi ciddiye almadığı; sigara, stres ve yetersiz spor benim başıma bela. Hayatım İstanbul la, İstanbul gibi geçiyor. Işık görünüp de sona yaklaştığımızda umarım bazı günler metroda olduğu gibi güzel melodiler ve güler yüzlü kimseler karşılar bizi de.
Ben biraz az sigara içsem, sporu artırsam, İstanbul`da suyuna havasına dikkat etse, başında ki bazı sersemleri def etse, içinde ki tehlikeli çocukları sakinleştirse, gül gibi yaşasak gitsek. En iyisi böyle yapmak. İstanbul’la bir anlaşma yapmak. Hani şimdi size herkes kapısının önünü süpürse diyeceğim ama zaten bin beş yüz yıl önce söyleyen söylemiş. Öğüdü de tutan tutmuş, tutmayanın kirini yel üfürmüş beriki temize. Hani desek suyu idareli kullanalım, karbondioksit üretimi ve enerji tüketimine dikkat edelim. Kiminiz zaten yapıyoruz dersiniz, kiminiz se zaten bu sorunları gündemine bile almayan yöneticilerin peşinde "istikrar, istikrar" diye koşturmaktasınız.
Ne diyelim yürüyen merdiven hızla sona yaklaşıyor. Geriye dönüp baktığımızda ne de çok yükselmişiz ne de çabuk geçmiş zaman. Umalım merdivenin bittiği o hiç göremediğimiz sonda, bizi bekleyen güzellikler fazla olsun.