İstanbul Vali Yardımcısı Cumhur Güven Taşbaşı, AA muhabirine yaptığı açıklamada, İstanbul`un, BM`ye bağlı uluslararası bilim ve kültür kuruluşu olan UNESCO`nun "Dünya Miras Listesi"ne 1985 yılında girdiğini hatırlatarak, Türkiye`nin Kapadokya, Pamukkale ve Adıyaman`ın da aralarında bulunduğu 9 yeri ile bu listede yer aldığını söyledi.
Taşbaşı, İstanbul`un da Sultanahmet Meydanı, Fener Balat, Süleymaniye Zeyrek ve surları, yani tarihi yarımadası ile UNESCO`nun "Dünya Miras Listesi"nde olduğunu hatırlatarak, 2004 yılında mirasına yeterince sahip çıkmadığı için İstanbul`un bir alt bölüm olan tehlikeli alana düşürüleceği yolunda uyarı alındığını kaydetti.
"Dünya Miras Listesi"ne girmenin çok zor olduğunu vurgulayan Taşbaşı, bu listeden tehlikeli alana düşürülmenin ciddi bir prestij kaybı anlamına geldiğini ve listeye yeniden girebilmenin en az 10-12 yıl alacağını vurguladı.
Taşbaşı, Mardin`in yıllardır bu listeye girmeye çalıştığını, ancak kentin "bozulduğu ve eski haline getirilemeyeceği" gerekçesiyle kabul edilmediğini belirtti.
"Dünya Miras Listesi"nde kalmak ve prestij kaybını önlemek için hemen ilgili tüm kamu kurumları, meslek odaları ve sivil toplum örgütlerinin dahil olduğu bir izleme komitesi kurduğunu anlatan Taşbaşı, kendi aralarında bir çalışma yaptıktan sonra UNESCO`ya mektup yazarak İstanbul`a davet ettiklerini ve birlikte çalışmak istediklerini bildirdiklerini anlattı.
Taşbaşı, "Onlardan bize bir rapor hazırlamalarını ve rapor doğrultusunda eksikliklerimizi gidermek istediğimizi belirttik. Onlardan bir heyet geldi ve bir rapor hazırladı" dedi.
2006 yılında Litvanya`nın başkenti Vilnius`ta toplantıya gittiklerini, orada UNESCO`nun yapılması gerekenlerle ilgili rapor sunduğunu, kendilerinin de savunma yaparak rapordaki maddeleri yerine getireceklerine söz verdiklerini vurgulayan Taşbaşı, böylece İstanbul`a 2008 yılının Temmuz ayına kadar süre verildiğini ifade etti.
İstanbul ile ilgili hazırlanan raporlarda, üzerinde önemle durulan en temel konunun İstanbul`un surlarının geçmişte doğru restore edilmediği, çok yanlışlıklar yapıldığı ve bu nedenle de sur restorasyonun hemen durdurulması gerektiği olduğunu ifade eden Taşbaşı, "2005 yılında hemen durdurduk. Restorasyonda beton kullanılmış. Oysa horasan denilen özel harçlar kullanılması gerekiyordu" dedi.
"Surlar, UNESCO iş birliği ile temizlenip restore edilecek" diyen Taşbaşı, bu kapsamda "Surları kendi başınıza yapmayın. Gerekirse biz size destek verelim. Size uzmanlar gönderelim. Çok da acele etmeyin. Geçmişte acele ettiniz yanlış restorasyonlar yaptınız. Şimdi onları temizleyemiyorsunuz. Aceleye getirmeden belli bir plan yapalım ve bu plan içinde surları uzun vadede yavaş yavaş restore edelim. Bunun için gerekirse yabancı kaynaklardan, fonlardan size kredi bulalım" denildiğini bildirdi.
Bunun üzerine taş işçiliği konusunda 2 tane uluslararası sempozyum düzenlendiğini, yeni teknolojik gelişmelerin öğrenildiğini, işçilere birtakım teknikler gösterildiğini anlatan Taşbaşı, yurt dışında restorasyon konusunda son derece gelişmiş teknolojiler bulunduğunu ifade etti. Taşbaşı, "İtalya`da restorasyon eğitimine katıldım. Öyle aletler var ki taşın üzerine koyuyorsunuz, taşın içindeki korozyonu, eskimeyi, bozulmayı tespit ediyor. Taşın röntgenini çeken aletler var, bizde yok. Bu teknolojileri biliyoruz ama hiç kullanmıyoruz. Usta-kalfa düzeyindekileri eğittik, şimdi sırada işçiler var" dedi.
İstanbul`un surları ile ilgili acil yapılması gerekenler konusunda İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığının ihaleye çıkacağını, ön plan hazırlanacağını, nasıl bir yol izleneceği konusunda restorasyon işleri izleme komitesi olarak bir toplantı yapacaklarını belirten Taşbaşı, ardından da UNESCO`ya müracaat ederek İstanbul`a davet edeceklerini ve beraberce bir plan hazırlayacaklarını bildirdi.
Taşbaşı, İstanbul`da kara surlarının 6 bin 600 metre, Marmara surlarının 8 bin 500 metre ve Haliç surlarının da 5 bin 420 metre uzunluğunda, 8 metre yükseklik ve 70 metre genişliğe sahip olduğunu sözlerine ekledi.