Kartal Belediyesi Veteriner İşleri Birimi’nce, son yıllarda ortaya çıkan ve öldürücü sonuçlar doğuran Kene ve Kırım Kongo Kanamalı Ateşi Hastalığı semineri düzenlendi. Kartal Hasan Ali Yücel Kültür Merkezi’ndeki seminere ilçedeki okulların rehber öğretmenleri, ilçe sağlık ocağı doktorları, çevre belediye veteriner hekimleri, ilaç firması yetkilileri ve çok sayıda Kartallı katıldı. Seminere konuşmacı olarak konunun uzmanlarından; Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Klinik Mikrobiyoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ayşen Gargılı ve İstanbul Üniversitesi Veteriner Fakültesi Parazitoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Cem Vuruşaner katıldı.
Seminerde Prof. Dr. Gargılı; Kırım Kongo Kanamalı Ateşi hastalığının bin yıl önce ortaya çıktığı, ülkemizde adı yeni duyulan bir hastalık olduğu, ülkemizde ilk olarak Tokat’ta görüldüğünü söyledi. Prof. Dr. Gargılı “Şehirde yaşayanlar bu hastalıktan korkmasın, çünkü bu hastalık kırsal kesim hastalığıdır, şehir hastalığı değil” dedi. Yalnızca insanlarda değil hayvanlarda da görülebilen hastalığın etkeninin virüs olduğunu, kenenin salgıladığı sıvıyla kanın pıhtılaşmasını engelleyip kanı emdiğini, bu yolla da virüsü insanlara bulaştırdığını ifade eden Prof. Dr. Gargılı hastalığın hayvanlarda herhangi bir belirtisinin olmadığını, insanlarda yüksek ateş, mide bulantısı, yorgunluk, karın ağrısı gibi belirtilerle ortaya çıktığını ve hastalığın her zaman ölümle sonuçlanmadığını söyledi. Hastanın, hastalığı grip şeklinde geçirebildiği ve 9–10 gün içerisinde iyileşebildiğine dikkat çeken Gargılı, hastalığın sadece kene ısırması yoluyla değil; infekte olan hastanın sıvısına yani kan ya da tükürüğüne dokunmakla, hastalık taşıyan kenelerin çıplak elle ezilmesi sırasında temasla, hastalık taşıyan hayvanların kan ve dokuları ile temasla bulaştığını sözlerine ekledi. Doç. Dr. Cem Vuruşaner de keneler hakkında bilgi verdiğini, Dr. Vuruşaner kene ısırması durumunda ne yapılacağı, korunma yollarının neler olduğu ve hangi grupların risk altında olduğu sorularını cevaplarken; vücuda yapışan kenenin bir ip ya da pens yardımıyla 90 derece yukarı doğru çekilerek zehrini vücuda boşaltmadan çıkartılacağını ve en yakın sağlık birimine gidilmesi gerektiğini söyledi. Keneden en önemli korunma yolunun kontrollü ilaçlama yöntemi olduğunu ifade eden Vuruşaner, “Çobanlar, veterinerler, hayvan sahipleri, sağlık personeli, askerler, kamp yapanlar, tarlada çalışan işçiler, çiftlik çalışanları, kasaplar, mezbaha çalışanları et ve et ürünleri ile temas eden market işçileri ve yeşil alanlarda korumasız olarak dolaşan herkes bu hastalığın risk grubunu oluşturuyor. Doğal yaşamın dengesini bozmadan kırsal alanlarda ilaçlama yapılmalıdır. Diğer bir yöntem ise kişisel korunma yollarıdır. Açık ve yeşillik alanlara repellent gibi koruma ilaçları vücuda sürülerek çıkılmalıdır.” dedi. Prof.Dr. Gargılı ve Doç Dr. Vuruşaner seminer sonrası sorulan soruları cevapladılar.
Oldukça yoğun ilgi gören seminer sonunda yetkililer tarafından konuşmacılara birer plaket verildi.