Bu sabah apartmandan çıkarken havanın çok soğuk olduğunu düşündüm.. Apartmanın girişindeki çöpü karıştıran adam 2 litrelik bir plastik şişenin içinde kalan içeceği bitirdikten sonra şişeyi bükerek diğer plastik şişelerin yanına attı.Demir eksikliğim yüzünden havayı bir kaç derece daha da soğuk hissettiğimi düşündüm , sabah sabah o şişeyi başına diken adam sa havayı adeta hissetmiyordu.Çok daha fazla üzülmem gereken bir görüntüye ruhumda küçük bir tepkime vererek yürümeye devam ettim.
İnsanların bir sesi duyabilmeleri için gerekli frekans şiddeti 64hz ile 23 khz arası olarak geçiyor.Sıcaklık,titreşimler,ışık gibi pek çok uyaran için çeşitli rakamlar bilimsel olarak tanımlanmış.Bu uyaranların sürekli,düzenli,düzensiz,çok şiddetli,çok düşük verilmeleri ve etkileri üzerine binlerce araştırma yapılmış ve çıkan sayısal değerler üzerinde düşünürsek bir insanın duyma ve görme eşiklerini belirtilen sayısal sınırların dışına çıkarak değiştirmemiz pekte mümkün değil...
Duyusal dünyamızdan duygusal olanına geçersek acaba insanın bir şeylere üzülebilmesi için alt ve üst sınırlardan bahsedilebilir mi?Böyle bir şeyden bahsedecek olursak her bireyin farklı bir eşiği olduğu fikri çıkıyor ortaya...İnsanların duygusal tepki eşikleri değiştirilebilir,değişebilir...Bunun cevabı aynı suda ikinci kez yıkanılmayacağı gibi felsefi bir söylemle yıllar öncesinde verilmiş.Tekrarlar size ilkinde hissettiğinizden farklı ya da aynı ve daha düşük bir şiddette duygu yaşatacaktır.
İşte benim kendimle ilgili sorunum burada ortaya çıkıyor..Bireysel hayatımızda yaşadığımız acıları bir yana bırakalım.Sevinçleri , yoksullukları,artık başucumuza koyup uyuyamadığımız yeni ayakkabıların olmamasını da bir tarafa atalım.Şimdi televizyon izleyerek pek çok duyguyu ekran başında hissedip günü kurtaran insanları , her sabah işe giderken gördüğü fakirliğe alışan beni , bombalama görüntülerini belirli bir şiddette vererek ilk gün bizi ağlatan - son günlerinde ise havai fişek seyrettiriyormuş izlenimi veren Amerikan savaşlarını düşünün,en önemli haberleri en az şiddette vermeye meyleden habercilik anlayışlarını...İnsanların incinmemesi , ızdırap çekmesi , başkaldırması , hayır dememesi için her türlü ortam el birliği ile hazır... “Kolay doğrudur” diyen bir yığın..
Ancak duygusal eşiklerimizin üzerinde yapılan ayar çalışmalarına karşı yapabileceğimiz ayarlar yine bizim fikir dünyamızdan geçiyor..Vicdan muhasebesi yapmak , sorgulamak ...Yüzyıllardır tüm felsefi ve dini öğretilerin söylediği gibi..Düşünmek..İrdelemek...Tepki vermek.. İplerimizi kendi elimizden kaçırdığımız anda başkalarının yoluna sürülüyor arabamız...Sürülüyoruz istedikleri yöne sürü sürü , katar katar...Alışmak rezilliktir...Ve rezil oluyoruz tarihe karşı...