‘Taze’ ve ‘organik’ kelimelerinin pazarlama dilinin ötesinde kendilerine has, dürüst bir anlamı olduğuna inanan Lush, prensip olarak reklâm vermemesine rağmen kısa surede tüm dünyada tercih edilen bir marka haline gelmiş. Lush’ın ürünlerini satın alanlar arasında İngiltere kraliçesi, Clinton ailesi, Angelina Jolie ve Kylie Minogue gibi birçok tanınmış isim ve yıldız da var.
Marc Constantine ve bir grup arkadaşı tarafından kurulan Lush ilk mağazasını Nisan 1995’te İngiltere’nin güney sahilindeki Poole’da açıyor ve o günden bu yana sürekli büyüyor. Aralık 2007 itibariyle 41 ülkede toplam 527 mağazaya ulaşmış durumda. Bu haliyle de ciro bakımından dünyanın ilk 10 kozmetik markası arasında yer alıyor.
Lush kurucuları amaçlarını “olabilecek en doğal kozmetikleri geliştirmek ve sentetik katkı maddelerinden uzak durmak” olarak açıklıyorlar. Tüm Lush ürünleri en yüksek kalitede ve en önemlisi mümkün olduğunca organik hammaddelerden (şifalı bitkiler, meyveler, çiçekler ve bitkisel esans ve yağlar) üretiliyor.
%100’ü bitkisel, %70’i vegan
Ürünlerin içerikleri etiketlerde detaylı bir şekilde yer alıyor. 250’yi aşan Lush ürünlerinin %100’ü bitkisel, %70’i vegan ve piyasada bulabileceğiniz en az katkı maddesi içeren ürünler. Kullanılan katkı maddeleri arasında ise günlük mutfağımızda kullandığımız sodyum karbonat, gıda boyası gibi güvenli hammaddeler bulunuyor. Markayı hem vejetaryen hem de vegan toplulukları çok iyi tanıyor ve onaylıyor.
Tamamen el yapımı ve taze hammaddelerle üretiliyor
Tamamen el yapımı ve taze hammaddelerle üretilen cilt bakım kremleri, yüz maskeleri, banyo tuzları ve köpükleri, losyonlar, duş ürünleri, saç bakım ürünleri, el ve ayak bakımı, tıraş kremi, hatta diş macunu dahil 250’yi aşkın ürün çeşidiyle Lush diğerlerinden farklı bir konumda yer alıyor. Tıpkı vitamin veya mineral tableti almakla taze meyve ve sebze tüketmenin eş değer olmadığı gibi, vücut için de bitkilerin taze olarak kullanılmasının en iyi faydayı sağladığına inanıyor Lush.
Ekolojik prensiplerinden vazgecmiyorlar!
En taze kozmetiğin öncüsü ve lideri olan Lush’ın kurulduğu günden beri sadık kaldığı ve uyguladığı ekolojik prensipleri var. Ürünlerin büyük bir kısmında hiç paketleme malzemesi kullanmıyor; kalanında ise çok az kullanıyor. Yaratıcı Lush çalışanları yenilikçi ürünleri şişe gerektirmeyecek şekilde katı biçimde formüle ediyorlar. Paketleri kağıt kırpıntıları veya plastik türevleri yerine ekolojik olduğu için patlamış mısırla doldurarak ambalajlıyor. Kamuoyunu bilinçlendirmek için, gereksiz paketlemenin çevreye verdiği zararı anlatan kampanyalar düzenliyor. Lush’ta hiçbir ürün hayvanlar üzerinde test edilmiyor ve tedarikçilerini de (Lush’ın doğrudan satın almadığı alt-tedarikçiler dahil) aynı şekilde hayvanlar üzerinde deney yapmayanlardan arasından seçiyor. Adil ticaret prensibini de hayata geçiren Lush, hammaddeleri mümkün olduğunca aracısız, doğrudan üreticiden temin ediyor. Bunun için de Lush çalışanları sürekli dünyanın değişik ülkelerini ziyaret ederek, hammaddeleri bizzat seçiyorlar. Mesela Rassoul çamuru Fas’ın Moulouya vadisindeki madenlerden, Shea yağı Gana’nın Gurungu köyünden, Ylang Ylang da Comoro adalarındaki Anjouan’dan temin ediliyor.
Avrupa’nın en büyük gül yağı ithalatçısı olan Lush, gül yağını da yıllardır Türkiye’den temin ediyor. Yani Lush’tan gül esanslı herhangi bir ürün aldığınızda bilin ki o muhteşem kokunun kaynağı kaliteli Isparta gülleridir.