Tayyip Erdoğan, “Akaretler Sıraevleri”nin restorasyon sonucu açılışında önemli ve ilginç açıklamalar yaptı. Başbakan tarihî yerleri İstanbul’a kazandırmak istediklerini, ama karşılarına “ahlaksız yollarla” engeller çıkarıldığını, İstanbul’a özel tarihi yerleri otel yapma kararı aldıklarını, böylece yatak kapasitesinin de artırılacağını söyledi. Erdoğan, bu arada, kentsel dönüşüm nedeniyle yeniden yapılmak üzere yıkımına başlanan Sulukule projesini anlatırken, bugünkü Sulukule’yi “ucube” olarak niteledi.
TARİHİ ESERLER OTEL OLSUN !
Başbakan Erdoğan, konuşmasında İstanbul’a özel tarihi eserlerin birçoğunu otele çevirme kararı aldıklarını da belirterek, “Hem tarihimizi tanıtalım hem bu eserlerle yatak kapasitesini arttıralım” dedi. Erdoğan, Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne bağlı olarak restore ettirilen, Beşiktaş’taki “Akaretler Sıraevleri”nin açılış töreninde yaptığı konuşmada, İstanbul’da şu anda tüm otellerin yatak kapasitelerinin dolu olduğunu ve ihtiyaca cevap veremediğini söyledi. Vatandaşın “Ben otel yapacağım ve bu şaheser olacak. Bırak da bitireyim” dediğini belirten Erdoğan, ancak engellerin çıkarıldığını ifade etti. Başbakan Erdoğan “Biz yeni bir karar aldık. İstanbul’a özel tarihi eserlerimizin birçoğunu otellere çevirelim. Hem tarihimizi tanıtalım, hem bu eserlerle yatak kapasitemizi arttıralım” dedi.
İstanbul’un “müze şehir” olması için müzelerin sayısının artırılması gerektiğini ifade eden Erdoğan, bu çerçevede hem vakıf eserlerinin hem de Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın elindeki eserleri süratle hayata geçirmenin gayreti içinde olduklarını kaydetti.
OSMANLI’NIN İLK TOPLU KONUT ÖRNEĞİ
Serdar Bilgili’nin sıra evleri restore ederek İstanbul’a hem tarihi bir mekan, hem işlevsel bir alışveriş merkezi hem de dinlenme ve nefes alma imkanı kazandırdığını belirten Erdoğan, “Şimdi Akaretler bizim için çok daha anlamlı bir mekan haline geliyor. Akaretler’den yukarı dediğimiz zaman artık yorulmayacağız. Bu yokuş artık dinlendiren bir yokuş oldu. Ortaya çıkan eserde, mimariden, estetikten, kullanışlılıktan ve sadelikten taviz verilmediğini görüyoruz. Aslına uygun olarak yapılması önemli” diye konuştu.
Erdoğan, burada kilit taş yerine granit taşların kullanılmasını da önemli olduğunu, böylece kolay kolay buranın deformasyona uğramayacağını söyledi.
İSTANBUL ÇOK FARKLI OLACAK
Erdoğan, 1950’li, 60’lı ve 70’li yıllarda kente başlayan aşırı göçün İstanbul’u tehdit ettiğini söyledi. Artık mümkün olduğunca buraya gelmemeye çalıştıklarını ama belli bir yükü alan İstanbul’un bunu artık kaldıramadığını ifade eden Erdoğan, şimdi depremle birlikte valilik, büyükşehir ve ilçe belediyeleriyle koordineli yeni adımlar attıklarını kaydetti.
Erdoğan ve Bilgili`nin konuşmalarına Kültür Bakanı Ertuğrul Günay da katıldı.
Yeni Yerel Yönetimler Yasası’nı da bunu için çıkardıklarını belirten Erdoğan, bu adımlarla birlikte İstanbul’un çok daha farklı bir hale geleceğini söyledi. Erdoğan, İstanbul’un 2010 yılı Avrupa Kültür Başkenti ilan edildiğini de hatırlatarak, “İstanbul’u süratle dünya kültür başkentine hazırlamamız lazım. Bunun çalışmaları yapılıyor. Birçok tarihi eser restore ediliyor. İnanıyorum ki, onurla, gururla 2010 yılını karşılayacak ve bunu da başaracağız” dedi.
FATİH’TEKİ UCUBELERDEN KURTULACAĞIZ
“Böylece Fatih ilçesi içindeki bazı ucubelerden de kurtulmak suretiyle... Mesela Sulukule projesi var. Bunun hakkında da böyle garip garip şeyler konuşuyorlar. Bunu konuşanlar daha bir kere gidip Sulukule’yi görmüş değildir. Görmüş olsalar böyle konuşmazlar. Şimdi yapılan Sulukule projesine bak. Bu projeyi gördüğün zaman, eğer samimiysen, aklıselim sahibiysen diyeceğin şey; ‘Arkadaş tebrik ederim. Burada güzel bir eser meydana getiriyorsun.
Erdoğan "İstanbul süratle değişecek" dedi.
Sulukule’yi o ucube halinden kurtarıp, modern, çağdaş ama tarihi bir sokak, tarihi caddelerle donanmış bir yer haline getirdiğiniz için size teşekkür ederiz’ diyeceksin. Bu atılan adım budur. Biz İstanbul’u seviyoruz. İstanbul sevdalısıyız. İstanbul’a aşığız. İstanbul yaşanılabilir bir kent olmanın ötesinde, Türkiye’nin vizyonu olan bir kenttir. Ona gereken önemi vermemiz lazım ve gözümüz gibi bakmamız gerekiyor.”