RTÜK Başkanı Zahid Akman, seçim sürecinde yayın kuruluşlarına Yüksek Seçim Kurulunun (YSK) müeyyide uygulaması ve bu kararlara yargı yolunun kapatılması uygulamasının çok adil olmadığını düşündüklerini belirterek, "Önümüzdeki seçimlerde ihlali belirleyip, bununla ilgili müeyyidenin RTÜK tarafından belirlenmesini ve yayıncı kuruluşlarının haklarını YSK`da aramaları gerektiğini düşünüyoruz. RTÜK olarak bu konuda çalışmalarımızı sürdürüyoruz" dedi.
Akman, Marketingist Fuarı kapsamında TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezinde düzenlenen "Medyada Sosyal Sorumluluk" panelinin ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Bir gazetecinin, "Seçim sonrasında 2 televizyon kanalına verilen cezaya meslek örgütleri tepki gösterdi, bunun sansür olduğunu söylediler. Bu konuyla ilgili değerlendirmeniz nedir?" sorusu üzerine Akman, 3984 sayılı yasanın, seçim dönemleriyle ilgili yayın ilkelerini ve bu ilkelere uymayanlarla ilgili cezaları belirleme yetkisini YSK`ya verdiğini anımsattı.
RTÜK`ün sadece YSK`nın belirlediği birtakım kuralları uygulamak durumunda olduğunu belirten Akman, şöyle devam etti:
`Seçim döneminde RTÜK olarak 140`a yakın ihlal raporu belirleyip YSK`ya göndermişiz, YSK da bu raporlardan dolayı 20`nin üzerinde yayın kuruluşuna cezalar vermiş. Bir yayın kuruluşu bilinçli bir şekilde tüm gerçekleri saptırarak, RTÜK`ün bu cezaları verdiğini iddia ederek, kamuoyunu yanıltmaya devam etmektedir. Bu yayın kuruluşu, yalan söylemektedir. Bu yayın kuruluşunun RTÜK`ü hedef göstererek yaptığı yayınlar son derece taraflıdır, doğru değildir, ahlaki değildir. Yayın kuruluşu, yayının ve yayıncılığın verdiği imkanları şahsi menfaati için kullanmaktadır. RTÜK olarak bu konuyla ilgili her türlü araştırma ve çalışmamız devam etmektedir."
RTÜK`ün yasada belirlenen yetkileri ve uyguladığı müeyyidelerin belli olduğunu anlatan Akman, şöyle konuştu:
"Bu cezalar aşamalıdır. Önce uyarı cezası verilir, ardından program durdurma, hemen ardından para cezası, ardından da ağırlaştırılmış para cezası verilir. Eğer bu cezaları RTÜK vermiş olsaydı, bu kanuna uygun olarak verecekti. Dolayısıyla ilk ihlalde uyarı, ikincisinde program durdurma, üçüncü ihlalde ise para cezası verecekti. Ancak bu yayın kuruluşu tüm gerçekleri saptırarak bu cezaların RTÜK tarafından verildiğini ifade etmektedir. Ancak aldığı cezalar; önce bir uyarı cezası almıştır, ikinci ihlalinde 3 program durdurma cezası almıştır, üçüncü ihlalinde 6 program durdurma cezası, dördüncü ihlalinde 9 program durdurma cezası almıştır. Bizim böyle bir ceza sistemimiz yoktur. Bu cezalar YSK tarafından verilmiştir ve biz RTÜK olarak bu cezaları uygulamışızdır."
RTÜK`ün aldığı tüm kararlarla ilgili idari yargı yolunun açık olduğunu vurgulayan Akman, "İlgili yayın kuruluşu bu cezaların RTÜK tarafından verildiğini iddia ediyorsa niçin yargıya giderek hakkını aramıyor" diye sordu.
-"ÇOK ADİL OLMADIĞINI DÜŞÜNÜYORUZ"-
Zahid Akman, bir gazetecinin, "(Bütün kanallar miting sürelerini aştı, ama sadece 2 kanala ceza verildi) yönünde açıklamalar var. Bu konuda bir çifte standart olduğunu düşünüyor musunuz?" sorusu üzerine, aralarında Kanal 7, Haber 7, Kanal 24, CNN TÜRK, NTV ve ATV`nin de bulunduğu 20`ye yakın kanala ihlallerinden dolayı müeyyide uygulandığını anımsatarak, "Ama hiçbir televizyon kuruluşu çıkıp da bundan dolayı yapılan uygulamaları RTÜK`ü hedef göstererek saptırmadı" dedi.
Seçim sürecinde YSK`nın müeyyide uygulaması ve bu kararlara yargı yolunun kapatılması uygulamasının çok adil olmadığını düşündüklerini anlatan Akman, şunları kaydetti:
"Ama şu anda kanunun ortaya koyduğu gerçeklik budur. Fakat önümüzdeki dönemdeki seçimlerde herhangi bir ihlal söz konusu olduğunda bu ihlali belirleyip, bununla ilgili müeyyidenin RTÜK tarafından belirlenmesini ve yayıncı kuruluşların da bir hak araması söz konusu olduğunda haklarını YSK`da aramaları gerektiğini düşünüyoruz. Yani verilen müeyyidelerle ilgili yayın kuruluşlarının herhangi bir yere itiraz edememiş olmasını hakkaniyete uygun bulmuyoruz. Bu manada bir düzenleme yapılması zorunluluğu vardır. RTÜK olarak bu konuda çalışmalarımızı sürdürüyoruz."
-KAMUYA KARŞI SORUMLULUK-
Bir gazetecinin, "Bunun bir sansür olduğunu düşünüyor musunuz?" sorusu üzerine Akman, yayın kuruluşlarının, kamu yayıncılığı anlayışı içinde, kamuya karşı sorumluluklarını dikkate alarak, fırsat eşitliği içinde yayın yapma zorunluluğu olduğunu anımsattı.
Bazı yayın kuruluşlarının bu dönemde "belli bir partinin yayın organıymış gibi" hareket ettiklerini ifade eden Akman, şöyle devam etti:
"YSK ve biz, seçimlerin son derece özgürlükçü bir panayır havası içinde, bir demokrasi şöleni içinde geçmesi için son derece geniş davrandık. Yayıncı kuruluşların belli bir sorumluluk içerisinde yayın yapma zorunluluğu vardır. Seçim sonuçlarını etkileyecek, vatandaşın oy vermesinde tercihlerini etkileyecek bir tarafgirlikle yayın yapmak yayıncılık sorumluluğuyla bağdaşmaz. YSK`nın verdiği cezaları bu manada değerlendirmek gerekir. RTÜK`ü hedef gösteren yayın kuruluşundan daha ağır ceza alan yayın kuruluşları vardır."
-FIRSAT EŞİTLİĞİ-
Seçim döneminde tüm siyasi partilerin fırsat eşitliğine uygun şekilde ekranlarda yer alabilmesine olanak sağlayacak bir düzenlemenin yapılması gerektiğini ifade eden Akman, yayın kuruluşlarının da muhatap oldukları müeyyidelere itiraz edebilecekleri bazı kurumların oluşturulması gerektiğini söyledi.
Akman, "Bugün en büyük sıkıntı, seçim dönemi yayınlarıyla ilgili kararlara yayın kuruluşlarının itiraz edememeleri. Bu düzenlenirse birçok problem kökten çözümlenecek ve bu sıkıntıların hepsi aşılacaktır" diye konuştu